18 Temmuz 2010 Pazar

Workshop'lar ve forum bitiyor

12 Temmuz 2010 günü başlayan haftanın geç de olsa özeti;

11 Temmuz günü 2010 Dünya Kupası’nın final maçının günüydü. İspanya ilk kez dünya şampiyonu oldu. Gece herkes sokaktaydı. Gençler meydandaki süs havuzunu doldurmuşlardı ve etrafa su sıçratıyorlardı. Pazartesi bayraklar pencerelerde gururla salınıyor, formalar sırtlarda. “Seçilmişler” Madrid’e gelmiş, oyuncak ahtapotla halkı selamlıyorlar. Seçilmişler dememin sebebi burada milli takım demektense daha çok seçilmişler veya kızıl demeyi tercih ediyorlar. Bugün ayrıca ikinci workshop günümüz. Önceki workshop’ın verdiği tecrübe ile bunu kolaylıkla atlattık.

Salı günü, bir grup Amerikalı gencin dere kenarında çöp topladıkları haberini aldık. Ofisimize ziyarete geldiler. Yirmiden fazla liseli genç bir aylığına İspanya’ya gelmiş gezip, çevre ile ilgili etkinliklerde bulunuyorlar. Başlarında Amerikalı ve İspanyol gözetmenleri var ve İspanyol ailelerin yanında kalıyorlar. 1’er 2’şer dağıtılmışlar.

Cuaves, Arenas’a yakın, güzel evleri olan tarihi bir kasaba. Salı günü Cuaves arenasında boğa güreşi olduğunu öğrendik. Boğa güreşinin olduğu gün boğaları arenaya getirmek için boğa koşusu yapılıyor. Biz boğa güreşini görmek istemediğimiz için koşuyu da istemli olarak kaçırdık ama akşam güreş sonrası etkinliklerine gittik. Kasaba meydanına konser için sahne kuruldu ve ara sokaklarda da küçük partiler devam ediyordu. Evler çok hoşuma gitti. İnsanlar çok sıcakkanlıydı. Geceyi 4’te bitirdik ve sabah erken kalkıp pazarda broşür dağıtmak için yerimizi almamız gerekiyor.

Çarşamba, arenanın yanında saat 3’te biten bir pazar kuruluyor. Daha çok giyim ürünlerinin satıldığı bir pazar. Belediyede çalıştığımız için izin alması zor olmadı ama yerleşirken az sağa az sola bayağı bir uğraştırdılar. Perşembe günü halka açık forum yapıp workshop’larda alınan kararları tartışmaya açacağız. Bu nedenle pazarda broşür dağıtmanın mantıklı olduğunu düşündük. Ben daha çok “Merhaba, iyi günler.” diyerek broşürü uzatıyordum. Bir şey soran olursa diğerlerine yönlendiriyordum. Bir süre sonra İspanyolca hocamız geldi ve bizi pazardan aldı. O kadar İspanyolca konuşma arasında kimse günü pazarda geçireceğimizi söylememiş hocaya. Akşam biraz ter atmak için yine göl kenarında koşuya gittim.

Perşembe forum günü. Artık yeteri kadar tecrübeli olduğumuz için kolaylıkla atlattık. Bugün ilk kez İspanyol berber tecrübem oldu. Bayan kuaförüyle berber aynı yer. Erkekler için ayrı bir mekan yok. Önce gittim 1 saat sonrası için randevu aldım. Sonra gerekli kelimelere bakarak alıştırma yaptım. Sonuçta özel bir şey olmayacaktı kısa olmasını isteyecektim ve anlaşamazsak bir fotoğrafımı gösterecektim. Sonucu beğendim hatta standart berber muhabbeti bile yaptık. “Borcumuz ne kadar hacı?” diye sormaz olaydım. 8,5 euro’yu paşa paşa verdim. Hemen Türkiye’de ki fiyatla karşılaştıran beynim bu paraya makine almanın daha karlı olduğu kararına vardı. Akşam Amerikalıların ayrılış partisi yapacağını ve yemek de olacağını öğrendik. Amerikan partisine katılma isteğiyle havuza gittiğimizde aslında bakıcı ailelerle yemek yediklerini gördük. Biz de yemeğe katıldık ama beklediğimiz bu değildi. Sonrasında bara gittik. En son masamız o kadar beynelmileldi ki dünyanın her tarafından biri var gibiydi; 3 İspanyol, 2 Fransız, 1 Fin, 1’i yarı Meksikalı 3 Amerikalı ve 1 Türk. Tuhaf olan ise her kes İspanyolca konuşabiliyordu. Bu hafta bir de Polonyalı gelmişti. Geceyi 6’da bitirdim. Diğerleri kaçta bitirdi bilmiyorum.

Cuma günü NIE numaramın olduğu yeni İspanyol kimliğimi almak Avila’ya gittim. Laura’nın arabasıyla gittik. Arabayı şehir dışında park yürüyerek karakolu bulduk. Laura trenle başka bir şehre arkadaşını görmeye gitti. Ben Arenas’a giden otobüsü kaçırmamak için Avila’da gezemeden istasyona gittim. Eve geldiğimde internete girmek için ofise gittim. Bir süre sonra biri adımı bağırmaya başladı. Laura ofise gelmişti. Trenle gittiği yerde otobüse binmesi gerekiyormuş ve otobüs dolu demişler. O da trenle geri gelip arabasıyla Arenas’a geri dönmüş. O sıcakta o kadar yol. Arenas Avila arası günde 2 otobüs var ve 1,5 saat sürüyor.

Cumartesi Beatris’in arkadaşı Guatemalalı Daniel geldi. Onunla gezdik, Guatemala İspanyolcasında ki farklılıkları konuştuk. Kertenkele yakaladık. Biyolojist olduğu için böyle şeylere meraklı. Dere kenarında yılan aradık. Daha önce derede yüzerken yılan görmüştüm. Oraya gittik ama bir şey bulamadık. Akşam Laura “peynir tabağı” adında bir Fransız yemeği yaptı. Fırında peynir ve patatesle yapılan yemek güzeldi ve ondan daha güzeli ilk kez hep birlikte aynı masada yemek yedik. Pazar Murcia’da eğitime gitmek için yola çıkıyorum. Rota; 9 otobüsüyle Madrid’e, 12:45 treniyle Murcia sonra tekrar trenle Lorca.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme