5 Ekim 2011 Çarşamba

İspanya'da Yılbaşı

Öncelikle, İspanya'da diğer Hristiyan Avrupa ülkelerinin aksine Noel Baba yoktur. Onlarda var diye bilirler, görünce yadırgamazlar ama hiçbir adetlerinde, kültürlerinde yeri yoktur. Onlar için Hz. İsa doğduktan sonra hediyeler getiren, doğunun üç büyücü kralı önemlidir. Ocak ayının 4'ünde gelir krallar, Baltazar, Melkior ve Gaspar, müneccimler olarak da adlandırılırlar, yanlarında yardımcıları vardır. Ben de onlardan biri oldum. Doğudan geliyordum. Nereden geldiğimi sorduklarında Türkiye'den dedim. Çocukların şaşkınlıkları çok sevimliydi.

madrid otobüsleri
Yılbaşı; eski gece ve iyi gece olarak iki akşam kutlanır. İyi gece 24 Aralık günüdür, eski gece yılın son günüdür. İkisinde de burada olduğum için farklı İspanyol ailelerine konuk oldum. Gerçek ev halini tecrübe etme fırsatı buldum. İkisi de birbirinden güzeldi.

konuk olduğum ispanyol ailesi
Yılbaşında villancicos denilen şarkılar söylenir evlerde ve sokaklarda. Belediyenin önünde bazı akşamlar şarkılar eşliğinde churroslar (şerbetsiz, uzun, lokma tatlısı gibi düşünün) bandırılır sıcak çikolataya. Yağmur yağmasına rağmen toplanır insanlar. Güzeldir, yaşanmalı ve görülmelidir.

Kasabanın çeşitli yerlerine Hz. İsa'nın doğduğu kasaba olan Belen'in maketleri yapılır. Çarşılarda bu maketlerin parçaları satılır, herkes evine küçük de olsa bir tane kurmak ister. Evin bir köşesinde bizim gazetelerin dağıttığı maketler gibi maketlerle bir kompozisyon yapılmıştır. Hz. Meryem'in kucağında bebek İsa vardır. Daha fazla abartmak isteyenler hediyeleriyle gelen kralları da betimler maketlerinde.

retro parkın ortasındaki yapay göl
Yılın son gecesinin en güzel olayına geleyim. Topluca üzüm yemek. Daha önce ne duydum ne gördüm böyle bir şey. Saat gece yarısına geldiğinde çanların 12 defa çalmasıyla birlikte her vuruşta bir üzüm atılır ağza. Bütün İspanya aynı anda uygular bunu. Televizyonda "iftar vakti" grafikleri gibi üzüm grafikleri çıkar. Şimdi birincisi, hop hadi ikinci, dört, beş derken dokuzuncuya yetişmek ağız dolusu üzüm yüzünden zor olur. Ama üzümlerini denk getirenler kutlanır. Evin babası saat hala vururken bütün üzümleri bitirmişti. Çocuklar yetişebilmek için önceden üzümlerin çekirdeklerini çıkarmışlardı. Madrid'in en ünlü meydanı Sol'de (Güneş) herkes ellerinde ki plastik bardaklarında hazır bulundurdukları 12 üzümü afiyetle mideye indirmişlerdi. Ne kadar güzel ne kadar özel bir adet demekten kendimi alamadım.

Üzüm yemenin sebebine gelirsek, 1980'li yıllarda yaşanan krizden dolayı üretilen üzümler üreticinin elinde kalmış ve üzüm tüketimini arttırmak için böyle girişimde bulunulmuş. Bir ara bu adet kaybolsa da günümüze kadar gelmiş ve hala ülke genelinde uygulanmaktadır.



Her geçen gün İspanya'yı daha çok seviyordum. Her ne kadar, çok benziyoruz biz desem de şimdiye kadar sadece bir kişi hepimiz Akdenizliyiz dedi. Sağ olasın bizim belediyeye bağlı küçük belediyelerin temsilcisi Pedro. Bir de PSOE partisinden bir adam var. Usted demeyince (Sizli bizli konuşmayınca) adamın suratı asılıyor. Yabancıyım ben kardeşim herkese senli benli hitap ederim. Hatta geçen "bana sen de" demenin fiili olduğunu öğrendim: tutearse. Bu fiili emir kipiyle çekimleyerek "tuteame" yaparsak "bana sen de" yada "sizli bizli konuşmayalım" diye çevirebiliriz.

Artık İspanyolca hakkında pek bir şey yazmıyorum çünkü yeteri kadar öğrendiğimi düşünüyorum. Hatta biz yabancılar burada ne yapıyoruz, nereden geldik, nereye gidiyoruz temalı bir radyo programına bile katıldım. Tabi ki hala eksiklerim var. Okuma, dinlediğini anlama tümüyle tamam ama kelime dağarcığımda ve dilbilgisi olarak zamanların çekimlerinde eksiklerim var. Günlük hayat konuşmalarından daha ötesine çalışmam, daha fazla okumam gerek ama bunu da yapmıyorum. İspanyolca konusunda sizi teşvik etmek için şunu diyebilirim, çok ayrı bir dünya açtı önüme. Sinema filmlerini geç, gündelik hayatta bile kullandığımız kelimelerin kökenini anladım. Volta atmak mesela burada da aynı "vuelta". "Hacemos una vuelta" diyoruz ve volta atıyoruz mahallede. Her yabancı dille beyin biraz daha gelişiyor. Bunu bir yerlerde okuduğum için söylemiyorum. Yaşadığım hissettiğim için söylüyorum. Şu andan sonra İtalyancayı rahatlıkla öğrenebilirim.

madrid'de büyük bir alışveriş merkezinin girişi

Yılın ilk günü ise büyük piyango çekilişi yapılır. Bizdeki gibi son akşam değil, ilk günün sabahı yapılır. Bu çekilişlerin en güzel yanı da okullardan özenle seçilen öğrencilerin kura toplarını alıp okumalarıdır. Belirli bir ritimde şarkı gibi söylerler. Burada tarif edemem ama kesinlikle dinlemeniz lazım. Televizyon sunucuları öğrencilerin giyim tarzlarına, saç şekillerine bakarak yeni nesil hakkında yorum yapar. Hangi öğrencinin hangi okuldan geldiği söylenir. Bunlar gurur verici olaylardır. Çocukların sesleri, çalıştığımız belediyenin duvarlarında yankılanıyordu. Bazıları netten, bazıları radyodan, bazıları televizyondan dinliyordu. O tonlamayı herkes çok iyi bildiğinden sonra ki günler taklitlerle geçti. Aşağıdaki videoda da izleyebilirsiniz. Başlığı çok manidarmış ama içeriği benim hoşuma gidiyor. Yorumlarda da sevilen bir şey olduğunu görebilirsiniz.

Böylece 2011 yılına güzel bir giriş yapmış oldum.

Fotoğraflar: Aile ortamı hariç üzerlerindeki damgalardan da anlaşılacağı gibi kasım ayında çekilmiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme