24 Haziran 2010, Arenas'da 11. gün ama bugün sınırlarımı genişletme günü. Bağlı olduğumuz şehir olan Avila'ya gidiyoruz. Bir buçuk saatte vardığımız şehir merkezi gerçekten çok güzel. Surla çevrili ve turistik bir yer.
Önce polis merkezinde kimlik kartı için başvurmam gerekiyor. Tam bir kargaşa. Bir belgem eksikmiş birileri o olmadan olmaz, birileri olmasa da olur diyor. En sonunda 14 Ağustos'a gün veriyorlar. Yapmayın etmeyin derken günü veren adamın deftere adımı Giresun diye yazdığını görüyorum. Pasaportta ilk bilgi doğum yeri. "Me llamo Olcay" diyorum bak burada "apellido y nombre" gördün mü? Giresun'un üzerini çizdikten sonra bu sefer doğrusunu yazıyor. Tam eyvallah diyerek gidecekken biri geldi ve tamam şuraya gidin dedi. O sırada hemen deftere baktım, adam doğru yazdığını da karalamaya başlamıştı. Güzelim defter sayemde yazboz tahtasına dönmüştü. Sonuçta randevu ile geldik ama randevusuz gelenler kısmına yolladılar galiba emin değilim.
Biraz bekledikten sonra bu sefer girdiğimiz oda da ad soyad krizi yaşadık. Başladılar senin adın Bayram demeye. Yok Fransızlar soyadlarını kullanırmış. Yanım da Laura var Fransız. Ona soruyorlar falan. Tam kargaşa. Aslında ben gerçek adımı söylemiyormuşum. En iyi bildiğim şeyi "Me llamo Olcay"ı çektim yine. Akıllarda soru işaretiyle devam ettik. Sıradaki sorun, öğrenci vizesi almışım ama belediyede çalışıyorum. Öğrenci olduğumu gösterir belge yok. Gönüllü olacak gençler şunu bilin, gönüllülük hizmetinden çok az kişinin haberi var ve bu nedenle vize alırken bilmem kaç yılından beri öğrenci vizesi alınıyor. Biraz tartıştılar falan ama sorun olmadı. Al şu makbuzu git 10,20 euro yatır bankaya gel dediler. Caja de Avila bankasına gittik. Hemen yatırdım makbuzu onaylattım. Dikkatimi çeken şey, gişelerde ki e-imza tabletleri oldu. Daha önce Japonya'da geçen bir filmde gördüğüm bu tabletler sayesinde imzanız elektronik ortamda eşleştirilebiliyor. Belki ileride bir banka hesabı açarım da tecrübe etme imkânım olur. Makbuzu verdikten sonra imzamı ve parmak izimi aldılar. Devlet işi konusunda yavaşlıkta yarışırız. 20 gün sonra gelip kimliği almamı söylediler.
Günün gerisinde Avila'yı gezdik ama pek bir şey anlamadık. Daha sonra tekrar gideceğiz. En azından kimlik için. Sonrasında Laura'yı Madrid'e yolcu ettik. Oradan hafta sonu için Fransa'ya uçacak.
24 Haziran 2010 Perşembe
23 Haziran 2010 Çarşamba
San Juan
23 Haziran 2010, Arenas'da 10 gün oldu. Vize için harcadığım paraları geri ödediler. Avrupa gönüllüsü olmak isteyen gençleri korkutmak istemem ama 300 euro harcamam olmuş. Hatta daha fazlası oldu da faturalayabildiklerim bu kadar. Biz bu paraya yaz tatiline çıkarız diyorlar. O kadar uğraşa ve harcamaya rağmen hala 1 yıllık vize alabilmiş değilim. En fazla 3 aylık veriyorlar. Üç aydan fazla kalışlar için burada polisten oturum izni almanız lazım. Sonrasında yabancı kimlik kartınız oluyor. İspanyol kimliğinden tek farkı, üzerinde yabancı kimlik numarası olması. Bu şekilde Avrupa içerisinde İspanyol vatandaşı gibi dolaşabiliyorsunuz. Yarın başvurmaya gidiyorum. Bugün Los Pelayos'a gittik. Küçük bir barajla oluşturulmuş başka bir göl. Göl denemez aslında doğal havuzlar diyorlar. Kayaların arasında sürekli dağlardan akarak gelen soğuk suda yüzmek ayrı bir zevk. Denizin soğuğuna bir süre sonra alışıyorsunuz ama bu sürekli soğuk. Küçükken abimle Giresun Yağlıdere'de yüzmüşlüğümüz vardır ama bu sefer daha temkinliyim. Bir de terlik aldım. Dandik terliği taşımaktansa burada alırım diye düşünmüştüm. Avrupalı turistlerin standardı parmak arası terlik olduğunu biliriz. Adamlar ne yapsın burada başka terlik yok. 2,5 euro'ya artık bir parmak arası terlik kullanıcısı oldum. Bugünün asıl olayını atlıyordum neredeyse. Bugün San Juan yani yazın gelişi gibi bir şey, aslında nevruza benzemesi dışında pek bir şey bilmiyorum. Şehrin meydanlarında ateş yakılıp üzerinden atlanıyor. Bizim evin önündeki meydanda da genç yaşlı herkes toplandı. Bando eşliğinde bir kaç genç ateş üzerinden atladı. Pencereden açının daha iyi olduğunu düşünerek aşağıya inmedim. Fotoğraflar yolda.
22 Haziran 2010 Salı
La Triste Condesa (Üzgün Kontes)
22 Haziran 2010, Arenas'da 9 gün oldu. Bu sefer iş sonrası kale gezisi yapalım dedik. Fotoğrafları göreceksiniz elbette. Laura ve Beatriz ile birlikte şehirdeki kaleye (Castillo de la Triste Condesa) gittik. Birjinia adında İngilizce bilen bir rehber eşlik etti. Kraliçenin kaleyi elinde tutabilmek çok uğraştığını falan anlattı. Kalenin yapısı diğerlerinden çok farklı, kulesi ortada olacağına yarısı dışarı çıkacak şekilde kenara yapılmış, çevreyi görebilecek şekilde yüksek bir yerde değil de yerleşim yerinin en alçak noktasına kurulmuş. Şimdi müze, sergi ve toplantı salonu, tiyatro ve gösteri merkezi gibi çeşitli amaçlar için kullanılan kültür merkezi olmuş. Hatta 26 Haziran'da dans kursunun sona ermesi sebebiyle bir dans gösterisi yapılacak. Gittiğimizde hazırlıklar sürüyordu.
21 Haziran 2010 Pazartesi
İşler
21 Haziran 2010, Arenas 8.günüm, ikinci haftama başlıyorum. Artık biraz daha alışmış şekilde yeni güne başladık. Dünün yorgunluğu ile pek bir şey yapmadım. Hafta başı olması sebebiyle markete gitme ihtiyacı duydum sadece. Ayın 24'ünde Avila'ya gideceğim. Yaptığım sitenin PHP'de altyapısını oluşturdum. Şimdi, önceden hazırlanmış olan 80 sayfalık Word belgesini aktarmam gerekiyor. Zaman alacak gibi basit iş. Workshop 6-7 Temmuz’da bu nedenle acele etmeliyim.
20 Haziran 2010 Pazar
İlk Haftamın Son Günü
20 Haziran 2010, Arenas'da 7. günüm, ilk haftamın son günü. Gün 7'de başladı. 8'de Nuria geldi ve Los Galayos'a dağlara doğru yola çıktık. Zirve 2500 metrede ama ben dağlara uygun olmayan ayakkabımla zirveye gidemedim. 2000 civarında bir yerde acil durum kulübesi yapmışlar. Oraya kadar tırmandık ve bir şeyler yedikten sonra geri indik. Belki daha uygun bi botla daha yukarı çıkabiliriz. İlk seferde kendimi çok fazla zorlamak istemedim. Nuria daha önce orada 5 gün kamp kurmuş ve neredeyse her hafta sonu gidiyormuş. O nedenle tekrar gideceğimizden emin gibiyim. Eve geldiğimde ayaklarım kopuyordu. Bir duştan sonra yattım uyudum. 3-5 arası siestaya gerçekten alıştım. Uyumak için günün en güzel saati. Dil çalışmaları yavaş yavaş ilerliyor. Claire kadar olabilsem çok güzel olurdu diyordum ama gelmeden önce de biliyormuş o. Öğrendiğim kelimeleri bir yerlere yazayım. Bu arada zapata ayakkabı, zapatero ayakkabıcı demek. Fotoğrafları bilgisayara attım. Yarın göndermeye başlayayım. Şimdilik facebook kullanacağım belki daha sonra kendi sitemde yayınlarım. Yarın iş başı. Hafta içi Avila'ya gidip yabancılar için kullanılan kimlik kartı için başvuracağız. Talavera daha yakın olmasına rağmen Avila'ya bağlı olduğumuz için oraya gidiyoruz. Yeni bir şehir olacak benim için. Bir yandan televizyona bakıyorum da cnbc-e gibi İngilizce bir kanal yok. Bazı kanallarda altyazı seçeneği var. İspanyolca seslendirme ve İspanyolca altyazıyla izleyebiliyorsunuz. Belki dilimi biraz daha ilerletince en azından altyazıyı anlar hale gelirim diye umutluyum.
19 Haziran 2010 Cumartesi
Arenas'ı tanımaya devam
19 Haziran 2010, Arenas'da 6. günüm. İlk hafta sonum olduğu için hemen Madrid'e gitmek yerine önce buraları tanıyayım dedim. Boş zamanlarımda çıkıp sokaklarda geziyorum. Bu sefer daha turistik yerleri görelim dedik. Laura ile birlikte önce göle gittik. Aslında baraj gölü ve küçük bir şey ama görüntüsü çok güzel. Sonra da San Pedro'ya gittik. Yürüme mesafesinde eski bir kilise. Kasaba yaşlıları için en güzel vakit geçirme yöntemi. Gidip oturup geliyorlar. Yolda giderken biraz patikadan gidelim diye bilmediğimiz dağa taşa doğru gittik sonra bir baktık ki sadece asfalt yolla gidiliyormuş. Yolda yeni yapılmış binalar var ve çok zengin ve güzel görünüyorlar, tatil mekanı gibi. Akşam Nuria daha uzun bir yatak getireceğini söylemişti ama geç kaldığını o yüzden getiremediğini söyledi. Şu an ince ve ayaklarımı dışarıda bırakacak şekilde kısa bir yatakta yatıyorum ama sorun benim boyumda olduğundan böyle durumlara alışığım. O yüzden rahatım. Yarın dağlara gidiyoruz. Dağcılık için ayakkabım yok ama idare edeceğiz. Bu arada sabah Claire evine Fransa'ya gitti. 3 hafta yok buralarda. O da çok istemiş dağlara gitmeyi ama iki defa ayağını burktuğunu için hiç fırsatı olmamış. Beatriz de çarşamba günü master için gitmişti, yarın gelecek galiba.
18 Haziran 2010 Cuma
Araştırmalar başladı
18 Haziran 2010, İspanya'da 5. günüm. İspanya yerine Arenas de San Pedro desem daha doğru. Çünkü Barselona ve Madrid havaalanlarından başka bir şey görmedim. Arenas, 7000 nüfuslu bir kasaba ama bölgenin merkezi olduğundan bir şehir gibi. Çeşitli restoranlar, barlar, marketler ve dükkânlar, bir kale ve tarihi kiliseler ve bir de eski köprü var. Halkın neyle geçindiğini anlamadım ama keyifleri yerinde gibi görünüyor. Euro’ya geçişte çok zorlanmışlar. Örneğin 1 peseta olan ekmek 1 euro 1,40 peseta iken 1 euro olmuş. Maaşlar ise tam değerinde euro olmuş. Büyük bir şok atlatmışlar ama artık alıştık diyorlar. Markette sanki biraz daha fazla harcıyormuşum gibi geliyor ama her öğle arasında içtiğimiz kahve ve yanında yediğimiz atıştırmalık 1,10 euro. Aldığınız yiyecek bardak altındaki tabak gibi küçük bir tabağa konuyor ve midyeden balığa, tortilladan patates püresine çeşitli seçenekler var. Amacına uygun olduğunu düşünüyorum. Bu kadar bilgiden sonra bugün ne yaptık ona geleyim; taşınma sonrası masa montajı, internetin ayarlanması, hazırladığımız workshop'un tanıtımı için gerekli web sitesinin yapımı, Murcia'da yapılacak olan varış sonrası eğitimi için başvuru formunun gönderilmesi. Temmuz sonuna doğru bir hafta Murcia'da eğitim alacağız. Akdeniz yakınında tatil bölgesi olduğu için umarım yüzmeye vakit bulurum. Akşam da Laura ile bara gittik. Belediye başkanı ve çalışanları da oradaydı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)